Sunday, November 23, 2008

Manila, I keep coming back to Manila



Manila.. I keep coming back to Manila..

Neredeyse yarım saattir bu şarkıyı dinliyorum. Kendimi anlayamıyorum. İstanbul'dan güle oynaya ayrıldım resmen. Havalanına geldim, pasaport kontrolu filan. En iyi arkadaşım benimleydi sadece. Sarıldım, öptüm onu. Uçağa binme salonuna geçtim. Hala çok iyiyim. Sonra uçakta yerimi aldım. Cam kenarı... Uçak hareket etti, İstanbul'a baktım, içimde bir şeyin sıkıştığını hissettim. Hıçkırıklara boğuldum ağlamaktan soluğum kesildi. Bir de sağa sola hissettirmemek için kendimi kastım. Başıma ağrılar girdi resmen. İlk aktarma noktası Dubai'ye kadar helak oldum ağlamaktan. Gözlerim şişti, yüzüm kızardı hep... Kulağımda da "Yarim İstanbul, gel öpeyim gerdanından..."

Hayatımın hiç bir döneminde Manila'da kaldığım kadar çok şikayet etmedim. Survivor tadında geçen otobüs, jeepney, yol kenarında yürüme(!) maceraları, bitmeyen trafik, egzos, devasa alışveriş merkezleri, abuk sabuk köprülü kavşaklar, canımdan bezdiren sıcak, sürekli terden sırılsıklam olma, sürekli fast food yeme zorunluluğu..O kadar çok sayabilirim ki..



Şimdi ise evde oturmuş Manila manila şarkısını dinleyip sessizce gözyaşlarıma yol veriyorum.

İlk yazımda yazmıştım, benim bir sevgilim var, 4 aydır beraberiz-beraberdik. Şimdi ise birbirimize bakıp ne olacak?? diyoruz. Ben de çok garip hisler içimdeyim, o da...

Son anları düşünmekten kendimi alamıyorum. Son kere oturduğum evin kapısını açmak, son kere bina koridorunun pis kokusuna sinir olmak, asansörü son kere çağırmak, 29cu kata gelmesinin çok zaman almasına son kez gıcık olmak, giriş katında güvenlik görevlisine son kere günaydın demek, köşede bekleyen durmadan bağıran o salak adama son kez bakmak.. Bir sürü son kereler geliyor aklıma, her birine bambaşka bir anlam yüklenmiş şekilde. Sevgilime bakıyorum... iyi durumda değil, kendime bakıyorum.. sarhoş gibiyim.. Gelmeyi de ben seçtim, dönmeyi de ben seçiyorum. Peki her seferinde neden bunu yaşıyorum?

Manila'ya gelmek hayatımda aldığım en en en güzel kararlardan birisi idi. Bu şehirde yaşadığım güzel anılar, kurduğum güzel dostluklar, katıldığım partiler, bitmek bilmeyen karaoke geceleri, gülümseyen insanlar, kasım ortasında şort tişört parmak arası terlik ile sokaklarda dolaşmak, Türkiye'den kat be kat açık görüşlü bir toplumda geçen süper rahat 6 güpgüzel ay..

Yine gözlerim doluyor, yine başıma ağrılar giriyor. Sevgilime bakıyorum.. Film izliyor bir köşede. Ben ne yapıyorum ya diyorum kendime.. Hakikaten ne yapıyorum ben ya? Hayatımı karıştırmayı ne çok seviyorum böyle.. Buraya gelirken de darmadağın etmiştim kurduğum her düzeni, işimi, evimi, arkadaşlarımı.. Şimdi de aynı şeyi yapıyorum. Hem korkutucu, hem de dayanılmaz bir çekiciliği var düzeni bozup bir daha başlamanın.

offf, içim daraldı..

E o zaman niye dönüyorum? Bilmiyorum, ama kalmak da istemiyorum artık. Gitmek de istemiyorum... Ama gidiyorum..

Şarkıyı ekledim, siz de dinleyin. İlk 40 saniyesi Tagalog, biraz sıkıcı gelebilir ama sonra ritm başlıyor. Eski bir şarkıymış.. Ben sevdim, güzel bir özlem şarkısı.

Manila, manila I keep coming back to Manila..

NOT: Paint'ten başka program bilmiyorum foto düzenlemek için resimler çok küçük oldu ama tıklarsanız büyüyeceklerdir... özür.
NOT2: Aslında bu mutlu bir yazı
NOT3: Manila, I keep coming back to Manila..

11 comments:

Anonymous said...

Noldu ayrılmaya kesin olarak karar mı verdin? Hayırlısı olsun.

Şu sıralar bloglara giremiyorum, kendi blogumda yazamıyorum, çünkü çok yorgunum. İşleri yetiştiremiyorum, bu okulum çok yoğun ve sürekli bişiler hazırlamam gerekiyor. Aslında çok da sıkıldım, bunaldım ama seneye rahat ederim diye bu sene kendime yatırım yapıyorum aslında. İşte bu yüzden bu aralar sizden ayrıyım......En kısa zamanda görüşmek üzere ..

Sevgiler

Brajeshwari said...

yorumsuz

Anonymous said...

bu sarkiyi duymustum ilk zamanlarda haril haril kulturlerini anlamaya calisirken rastgelmis dilimde 1 hafta dolasir olmustu. (sozleri degil ritmi tabii ki)

ayrica bir ara gma 7'de mel-joey programinda ufak bir belgesel tarzi bisi izlemistim (veya program parcasi) manila'da konaklayan yabancilar ile ilgili idi. anket kesin dogrudur bir yargi vermez ama manila'da yasayan yabancilarin %80inden fazlasi ayrilan ve ondan sonra manila'ya geri donenler olusturuyordu. herkesin hemen hemen ortak noktasi

* ucuz olmasi
* guleryuzlu olmasi
* saygi
* yilin 12 ayi gunes...

istanbul'a dondugunde ilk hafta sok gecireksin. insanlar neden boyle asik suratli ve saygisiz diye, neden pahali diye...

yani manila'ya bir gelen pisman, bir de donen :)

Array! said...

yazbakim
--------
Evet, artik hersey kesinlesti. 25 Aralik'tan itibaren Manila defteri kapanmis olacak. Bakalim neler olacak, ben de cok merak ediyorum. Iyi dileklerin icin cok sagol

Brajeshwari
-----------
Bence de yorumsuz olmali Burcu,
sanirim biraz dengesizim :-)

Isimsiz
-------
Dedigin seyleri ben de duymustum ve geri donen yabancilar ile ben de karsilastim. Sebepleri tam belirttigin gibi. Bilmem ki..

Ama Manila'ya gelen bir pisman,donen de :) haklisin kesinlikle

Brajeshwari said...

Hayır, hiç dengesiz değilsin.. Sağlıklı sayıklamalar bunlar.. Gitmek istemek, alışkanlıklarını sevmek, oradan nefret etmeyip -özleyeceğini farkına varman, yine de orada kalmak istemediğini düşünmen..

Aslında bunları düşünmesen bir gariplik var diyebilirdik.Bunlar çok sağlıklı.. Bu kararı vermişsin, Manila sana öğreteceklerini öğretti ve bileti İstanbula kesti..Yolculuğuna mudahale etme, içinde olanı yaşa, soruları da, kaygıları da, orada bırakacaklarını da..Bunun nedenini bir süre sonra anlayacaksın. İstanbulda yaşamını oturttup, oradaki yaşadıklarına uzaktan baktığında anlayacaksın..

Bu yüzden yorumsuz kaldım..İçin rahat olsun..

sevgiler benden...

Haccecan said...

tipik koç burcu, kendimden biliyorum...
mutluluğu belirsizlikte mi arıyoruz nedir?

Array! said...

Brajeshwari
------------
teşekkürler, bugün işyeri ile konuştum, işten çıkış tarihimi de netleştirdik. Çok rahat hissediyorum kendimi şimdi. Herşeyi zamana bırakıyorum..

haccecan
--------
Açıkçası burçlarla hiç ilgim yok ve mutluluğu belirsizlikte aramak gibi bir amacım da yok :)Ama kendimi hep belirsiz durumların ortasında buluyorum ve hep kendim yaratıyorum aslında bunu. Belki dediğin gibi burcun etkisidir. Bu belirsilik ortamını yaratmak da ne bileyim bir şekilde gelişiyor işte..

Brc said...

merhaba

bana yazdığın yorum sayesınde blogunda gezındım bıraz ve bazı yazılarını okudum.gerceken guzel bır blogun var.yyorumuma cvp yazarken yurtdısında oldugunu bılmıyordum ama ınan bana bende senın gıbı yurtdısında herhangı yerınde calısmayı o kadar cok ıstıyorum kı sana anlatamam ama oralarda ıs nasıl buluur bunuda pek bılmıyorum.ınsan gıderken bıraktıgı yer ıcın her zmn uzulur sanırım.nede olsa orda hatrı saylır bır zaman guzel anlar yasamıstır o satten sonra etrafık ne pıs koku kotu gelmez ınsana.ama en zoru sevgılıyı bırakmak sanırım.

sevgıler

Array! said...

Merhaba Brc, hoşgeldin

Güzel yorumların için teşekkürler. Bir kaç sene iş tecrübesi bir de ingilizce biliyorsan aslında yurtdışında iş bulmak pek de zor değil. Bir kaç web sitesini takip etmen yeterli.

Evet, bazı şeyleri arkada bırakmak hep zor geliyor, kişinin kafasını çok yoruyor. ama yeniden başlamanın vermiş olduğu heyecan ise apayrı.

Sevgiler!!

Brc said...

o belirtmiş olduğun özlellikler bende mevcut yardımcı olmak adına o internet sitelerini bana verirsen gerçekten çok sevinirim.
teşekkürler...

Array! said...

bana toprak1983@gmail.com adresinden mail atarsan konuşabiliriz

sevgiler!!