Tuesday, June 1, 2010

sorry blog'cum

Ne ayıp ediyorum sana be blog. Eskiden gün içerisinde dahi olan şeyleri bunu yazmalı mı yazmamalı mı diye değerlendirirdim. Ama şimdi farklı. Bu kadar hevessizlik, motivasyon eksikliği yazmak için ne bileyim. Ama ayıp ediyorum blogcum sana :-) Oysa sen benim hafızam olacaktın, 10 sene sonra seni okuyacaktım ben falan filan. Aslında bir sürü şey oluyor hayatımda ama paylaşma isteğim yok galiba artık? Ya da çok fazla deadline var önümde onlarla boğuşmaktan sana fırsat mı gelmiyor? Öyle birşey ki, kitap okumak istesem kendimi suçlu hissediyorum; kitap okuyacağına makale oku diyorum kendime madem ille okuma yapacaksın. Blog yazmakta çok zamana alıcı gibi geliyor bu aralar. Tamamen psikoloji ya, geçecek geçecek.

Geçen hafta Londra'ya gittim eski ev arkadaşımı görmeye; bir kaç resim çektim ve resimlerimi çok beğendim :) Kırmızı Londra temalı fotoğrafımın bir tanesini burada paylaşmak istiyorum.



Bir de öğle yemeğim, Marks&Spencer'dan.. Eski çalıştığım firmaların bir tanesi Marks&Spencer'a lojistik hizmeti veriyordu. Türkiye'de M&S'in profilini bilirsiniz üst orta sınıfa hitap eder. Yeni yıla yakın zamanlarda bizim depomuz çok şık ve pahalı görünen iç çamaşırları ile dolardı. Öte yandan fiyatı yüksek bluzler, elbiseler filan. Buraya gelip M&S'in yiyecek konusunda çok tutulan bir marka olduğunu öğrenince açıkçası biraz şaşırdım. Humusları cidden başarılı. Depoda çalışan arkadaşıma M&S'den aldığım bir adet "hıyar"ın resmini göndermiştim :) Neyse aşağıda M&S'den aldığım öğle yemeğim var. Sandviçleri ve cipsleri çok iyiydi.



Biraz keyif almaya odaklanmak gerek :) Bu cuma Londra'dayım. Clubbing night! Cumartesi günü de Paris'e gideceğim. Şu Manş Denizi'nin altından geçen eurostar trenleri ile. Umarım tünelde bozulmaz noel zamanında olduğu gibi! Paris'ten sonra da Portekiz'e gidiyorum. Sonra yeniden Londra'ya döneceğim. Paris'e daha önce iki kere gitmiştim ama bu sefer çok daha farklı bir ziyaret olacak gibime geliyor. Portekiz'i ise çok merak ediyordum zaten. POrto ve Lisbon'da takılacağım bir kaç gün. Ha tabi, bu araada tezim için danışman bulamadım, eylül stajımı hala ayarlamadım. Ama banane artık ya; elbet yolumu bulurum. Evet evet, artık herşeyden, her andan keyif alma zamanı!!! :)

1 comment:

Brajeshwari said...

Yazılarini özlüyorum..Hergün yazdığın zamanları hatırlıyorum.Sanırım bazen blogu boşlamak, geçici bir süreç...

Güzel bir tatil planı gibi görünüyor.Porto şarabı içip, Demir köprüyü seyretmeyi unutma...Güzel anılarla, hafiflemiş olarak dönmeni diliyorum...Belki yazarsın, biz de sebebleniriz tatilinden...

bu arada Kırmızı fotografı çok sevdim..