Tuesday, November 11, 2008

Her kötü şey iyi bir şeye sebep olur mu??

Başıma kötü birşey geldiği zaman, ya da kendimi bir açmaz da bulup da istemediğim bir yolda zorla yürümeye başladığım zaman şunu söylerim hep: Başıma gelen her kötü şey, daha sonra olacak iyi bir şeye sebep olur. Aslına bakarsanız, bu yaklaşım hayatta olan olayların birbiri ile bağlantılı olması ve birisinin çıktısının diğerinin girdisi haline gelmesi. Ama yine de, dönüp arkama baktığım zaman gerçekten bu dediğim şeyi hayatımda çok sık tecrübe ettiğimi gördüm. Ya da moralimi düzeltmek için çok sıkı inandığım bir palavra belki de. Neyse ki sıkı inanıyorum...



Aklıma gelenlerden bazıları.. Okulu bitirmiştim, gayet mutlu mesut dil kurslarına gidiyordum, kendi kendime zaman geçiriyordum. İş arıyordum ama burnum pek bir havada idi, aklım gibi..Sonra babamın işlerinde bir takım problemler çıktı, ortak ile yaşanan sorunlar ve bir gecede yaşam standardımız bir kaç basamak düşüverdi. İş ciddiye biniverdi birden. Onu bunu beğenmeyen ben, şehir merkezinin neredeyse 60 km dışında bir işyerinde çalışırken buldum kendimi. İşten kabul aldıktan sonra tekrar nasıl eve döneceğimi düşünürken gözümden süzülen yaşları hatırlıyorum. İstemeden olmuştu çünkü, hazmetmesi kolay olmadı herşeyin bu derece ani olmasını. Kendi adıma bu tecrübeden o kadar çok kazanımlarım oldu ki, en başta ekonomik yönden özgür olmanın tadına vardım, sorumluluk bilincim arttı ve çok da güzel bir pozisyonda buldum kendimi. İş bakımından çok güzel şeyler öğrendim. Kendi ayaklarımın üzerinde durmaya başladım kısaca. Ama hergün gidip geldiğim ve ömrümden ömür yiyen yol beni bitiriyordu. İşyerimde direk olarak kötü diye nitelendireceğim bir şey olmasa da, genel bir memnuniyetsizlik havası hakimdi. Ve kendimi Filipinler'de buldum. Yepyeni bir hayat, yepyeni bir iş ve çevre..

Benim için en vurucu tecrübeyi ise kısa bir süreliğine beraber olduğum bir sevgilim yaşattı bana. Bu şahsın ismi X olsun.

X ile yaklaşık 4 ay beraber olmuştuk. Dördüncü ayın sonunda X ile yollarımız ayırdık ama görüşmeye devam ettik. Ayrıldıktan 2 ay sonra benim evimde yemek yiyorduk birlikte. X'in yüzü bir garipti. Bir şey söyleyecek ama söyleyemiyor gibiydi. Zaten bir kaç gün önce telefon ettiğinde bana önemli bir şey söylemesi gerektiğini söylemiş ama sonra telefonda söylemekten vazgeçmişti. Yemeği yerken yavaştan konuşmaya başladı. ..........., test yaptırdım ve ben HIV pozitifim!!

O an neler hissettiğimi size anlatamam. Neye üzüleceğimi bilemedim. X'e mi üzülsem yoksa benim de HIV pozitif olma olasılığıma mı. Ne dediğimi hatırlamıyorum, ama ne yapacağımı bilemez bir durumda olduğumu, kısacık zamanda aklımdan bin bir tane düşünce geçtiğini anımsayabiliyorum. Aklıma gazetelerde okuduğum haberler, orada burada son nefesini veren Afrikalı insanların görüntüleri geldi. O gün X'i evine göndermedim. Ben de kalmasını istedim. Zaten yol yorgunuydu. Aksilik bu ya, X o gece yediğimiz yemekten zehirlendi. Ateşi çıktı,sayıkladı, ter içinde kaldı. O gece gözümü hiç kırpmadım. X'in başında ne yapacağımı bilmez vaziyette çaresizce çırpınıyordum sadece. Bütün gece hiç uyumadım.Sabah kalktı, duş aldı ve evine gitti.

Ben bir başıma kaldım ve düşünüyordum. Bir şeyler yapmam gerekiyordu. Hemen internete girdim ve araştırmaya başladım. Bir mail grubuna üye oldum. Mail grubu hiv pozitif ve bu kişilerin yakınlarından oluşan bir grup. O grup bana o kadar çok yardımcı oldu ki, bir sürü şey öğrendim. Mesela, testten en doğru sonucu almak için riskli olan ilişkinin üzerinden en az 3 ay geçmesi gerekiyormuş. Yani 3 ay boyunda acaba negatif miyim, pozitif miyim bilemeycektim.

Şimdi böyle bir olaydan nasıl iyi bir noktaya geleceğimi merak ediyor olabilirsiniz. İşte o kısmı geliyor. Mail grubundan pozitif yaşam derneğinin varlığını öğrendim. (www.pozitifyasam.org). Daha sonra bu derneğe gidip gelmeye başladım. Ve farkettim ki, ben bu konu hakkında hiç birşey bilmiyormuşum. X'in bir kaç ay içinde öleceğini sanıyordum ama aslında HIV+ olmanın ölüm anlamına gelmediğini, düzenli ilaç tedavisi ile hastalığın baskılandığını ve virüsü taşıyan kişilerin HIV negatif bir insandan farksız bir yaşam kalitesi sürebildiklerini öğrendim. Daha açık bir tanımla, HIV pozitif olmak şeker, tansiyon, kalp giib kronik bir hastalık idi. Ve işin en acı boyutu sosyal damgalanma. Dünyada sanırım HIV/AIDS dışına toplumların bu derece ahlaki boyut yüklediği bir hastalık yok. 1980'li yıllarda politikacılar ve kilisenin eşcinsellik ve çok eşliliğe karşı yürüttüğü kampanyalarda yarattığı HIV/AIDS algısı malesef Türkiye'de hala geçerliliğini koruyor. HIV pozitif olan kişi ya eşcinseldir, ya fahişedir. Bunlardan hiç birisi değilse mutlaka kötü bir şey yapmıştır.

Kimlerle tanışmadım ki, evinden atılan çocuklar, işyeri öğrenince kendini kapı önünde bulan çalışanlar, insanlar eşcinsel olduğunu düşünür diye tedaviyi reddeden kişiler, hastanede aşağılanan, hemşirelerin doktorların kötü tavırlarına maruz kalanlar, tedavi alamayanlar, hastanedeki tavır sebebiyle tedavi almayı reddedenler, HIV pozitif durumu ortaya çıkar çıkmaz özel sağlık sigortası iptal edilenler (şirketle bunun kavgasını verdiği zaman açık açık herkesin duyacağının tehdidini almak da dahil) Özetle toplum tarafından bir sürü kötü etiketi HIV pozitif oldukları için üzerlerinde yapışmış bulan bir yığın insan. Kimisi öğretmen, kimisi özel sektör çalışanı, kimisi öğrenci, kimisi gece kulübü işletmecisi vs vs vs.. Ve bir grup inançlı aktivist. Toplumun önyargılarını kırmayı kendine görev bilmiş, bununla ilgili oldukça başarılı calışmalar yürüten bir grup insan. Onlara umut bağlamış yüzlerce kişi. Toplumda yanlış bilinen o kadar çok şey var ki, milim milim ilerlenen bu yolda sabırla gidiyorlar.

Eğitimlere katıldım onlarla birlikte, öğrendim. Projelerde yer aldım ve kendimi çok tatmin edici bulduğum bir işin içinde buldum aslında. Filipinlere gelmekle bu çalışmalara bir ara vermiş olsam da döndüğümde mutlaka devam edeceğim. Bahsettiğim bu insanlar satesinde hayata bakışım değişti. Resmen bir dönem bitti yenisi başladı gibi. O dönemlerde bir tane blog yazmaya başlamıştım ama sonra kaldı. HIV/AIDS ile ilgili bu adreste yer alan yazımı lütfen okuyun http://bilinclen.blogspot.com

Ah bir de yazmayı unuttun. Testimin sonucu negatif çıktı, virüs bana bulaşmamış. Ama bu yaşadığım stresli dönemin sayesinde hem hiç birşey bilmediğimi anladığım bir konuda acayip donanımlı bir adam oldum, hem de çok çok çok harika insanlar ile tanıştım. Benim için bir dönüm noktasıdır. Şu anda HIV/AIDS hakında danışmanlık verecek bilgiye sahibim.

Filipinler defterini de kapatmaya hazırlanıyorum. Aralık sonunda Türkiye'ye taşınacağım. Buradan almam gerekenleri almışım gibi geliyor. Şimdi hayata yeniden yön verme zamanı. Çünkü istediğim bu değilmiş onu anladım :-)

Sevgilerle!!

resim: postitler.blogspot.com

2 comments:

Anonymous said...

Ne diyeceğimi bilemiyorum, her şeyi o kadar net ve güzel yazmışsın ki yorum yapacak bir şey bulamıyorum doğrusu. Kapanan her kapının ardından mutlaka başka bir açılır, ben de buna inanıyorum diyeceğim, sevgilerimi yollayacağım :)

Array! said...

Evet haklisin, dedigin seye yurekten inanmak lazim. yoksa bazi seylerle basa cikmak cok cok zor olacaktir..