Kilisenin ülke yönetiminde etkisi çok fazla. Devlet ve kilisenin en çok didişdiği konuların başında aile planlaması geliyor. Filipinlerin nüfusu çok fazla. Her yer çocuk dolu. O kadar çok hamile kadın var ki çevrede. E tabi bu kadar kalabalık nüfus fakirlik ile birleşince ortaya açlık, sefalet, evsizlik gibi sorunlar çıkıyor. Etraf evsiz insanlar ile dolu. Mesela benim evimin önünde bir tren istasyonu var. O istasyonda yaşayan sanırım 2 aile var. Çamaşırlarını istasyondaki gölgeliklere seriyorlar. Her biri istasyonun bir köşesinde yatıyor. Çocuklar lağım sularına hop hop atlıyorlar. Hatta bir keresinde işyerimin civarında (plazaların, alışveriş merkezlerinin olduğu semt) bir su borusu patladı. Ah, ortaya çıkan eğlenceyi görseniz, çocuklar suyun keyfini çıkarıyor. Bir tane amcamız o suda yüzünü yıkıyor ve en değişik olanı bence evi olmayan ailenin annesi borudan sızan suda çamaşır yıkıyor. Başınızı sağa çevriyorsunuz ve süper lüx binalar, sola çeviriyorsunuz anlattığım manzara. DEvlet aile planlaamsı için elinden geleni yapsa da, yaptığı her çalışma kilise tarafından engelleniyor. O çocuklar doğacak. Ölürlerse zaten cennete gidecekler ya.. Boşanmak da yasal değil. İlle boşanacağım derseniz çook uzun bir süreci başarı ile atlatmanız lazım. Ama bir kere boşandıktan sonra tekrar evlenemiyorsunuz. Ama insanlar ne yapmış, nikahsız yaşamaya başlamışlar. Çocukları bile olsa nikah yapmıyorlar. Ne olur ne olmaz değil mi:-))
Neyse, gelelim yazının ana konusuna. Her sabah, balkona çıktığım zaman tanrıdan mesaj alıyorum,
Evet, tanrıdan gelen mesajı birileri parasını bastırıp bilboard'a yazmış. 6 aydır o yazı orada ve oldukça pahalı bir reklam alanı. Belki insanların umutlarına bir dayanak olduğu için bu kadar sarılıyorlar dine diye düşünüyorum. En perişan mahallerin duvarlarında "tanrı bizi seviyor" yazısı, teneke evlerin pencerelerinde meryem bibloları. (mesela eklediğim jeepney resmine bakın) Fakat, bu kadar sefalete rağmen insanlar kesinlikle Türkiye'den çok çok daha mutlu.! Dikkatimi çeken bir nokta; umutları var.. hepsi inanıyor birşeylerin değişeceğine ve tanrının onları sevdiği yönündeki inançları çok güçlü yoksa sosyal patlama kaçınılmaz bir şey.
Aile başına sahip olunan çocuk sayısı bize göre yüksek. Genelde 5-8 arasında değişiyor. Ama yeni nesil çok çocuk sahibi olmaktan yana değil. Aslına bence hala çok çocuk sahibi olma peşindeler ama neyse..Benim yaşımda olan iş arkadaşlarımla konuşuyoruz bu konuyu.
Ben: İleride kaç çocuk yapmayı düşünüyorsun?
Arkadaş: ben eski nesil gibi çok çocuk sahibi olma taraftarı değilim. 3 tane yeter..
Bizim başbakanı buraya gönderelim. Buradakiler en az 3 tane diyor :-))
Son olarak gazetelerde uzunca bir süre yer alan ve din sömürücülüğünün iğrençliğini bir kez daha ortaya seren bir olaydan bahsedeceğim.
Frank tayfununu duymuşsunuzdur. Oldukça şiddetli bir fırtına idi. Tayfunun yolu, yordamı, hızı şiddeti belli olduğu halde bir tane feribot Manila'dan yola çıktı ve bu gemi 700 yolcusu ile battı. 700 yolcunun hepsi bu kazada hayatını kaybetti. Şirkete yöneltilen suçlamalar sonucunda genel müdür meydana çıktı ve tüm suçlamaları reddetti. Tayfun tanrının gönderdiği bir felaketmiş, onlar ne yapsın!!
Ulaştırma bakanlığının cevabı ise oldukça eğlenceliydi:
"Earthquakes, floods, typhoos are the acts of God and we can not do anything to stop them. However, sailing a ship into the middle of a storm can not be considered as the act of God. It can only be considered as the act of a stupid person"
Ek bilgi: Şirket hiç ceza almadı. Zaten ilk vukuatları değilmiş. Her sene mutlaka bir gemileri batarmış. Çok büyük ve zengin bir şirket olduğu için kimse birşey yapamıyor..
2 comments:
Talk to me'yi hergün görsem ne hissederdim bilemiyorum ama zaten ona sığınmasını bilen ve her daim gözetlendiğini bilen birini çok da etkilemeyeceğine inanıyorum. İnanmayan zaten etkilenmez gerçi :)
Yazdıklarına bakılırsa dini inançları çok yüksek. Kiliseler etkisini sürdürüyor, bu da ilginç. Katolik olacaklarını da sanmazdım açıkcası. Boşanmak ve evlenmek mesela veya bebek olayı gerçekten de değişik.
Bir yanda sefalet, bir yanda ultra tesislerin olması da kaçınılmaz bişi galiba, tabii nüfus planlaması için onların çok daha çalışmaya ihtiyacı var gibi görünüyor. Bizler 2.yi düşünürken bile dikkatliyiz, kiliselerin dayatması ise çok kötü.
Tayfun felaketi ise fıkra gibi olmuş valla. Demek ki orada da sorumluluğu üstüne alabilen kişiler az, demek ki insanlık çoğu yerde aynı, ulaştırma bakanlığının cevabı süper ama etkisiz kalmış anlaşılan.
Sevgiler
Edsa uzerinde bende devamli o ilani goruyorum birde yillardan beri Jesus Saves ' ONLY billboardu vardir
Post a Comment