Saturday, November 15, 2008

Temizlik!!

Cumartesi sabahı, temizlik günü :-( Dağ gibi bulaşık birikmiş, nasıl bu kadar çok bulaşık çıkıyor anlamıyorum. Bulaşık yıkamaktan da nefret ederim.

Bu arada size minicik bir not. Çalıştığım firma beyaz eşya konusunda dünya lideri olan bir firma. Satılan ürünlerin arasında bulaşık makinesi yok. Hiçbir yerde de bulaşık makinesi satıldığını görmedim. Bunun sebebini şirketteki ürün yöneticilerine sordum. Meğer Filipinler'de bulaşık makinesi deterjanı yokmuş. Bir kaç defa bulaşık makinesini piyasaya sürmeyi denemişler ama tutmamış. Çünkü bulaşık makinesi deterjanı almak için Singapur ya da Hong Kong'a gitmek gerekiyor. Bizim şirkettekiler de Henkel'le görüşmüşler. Bulaşık makinesi ile beraber deterjanı da getirmek için. Ama talep o kadar azmış ki, bu yüzden fiyat çok pahalıya gelmiş. Ve sonuç olarak memlekette bulaşık makinesi yok.

Onu geçtim, insanlar da mı ihtiyaç duymuyor? Hayır, çünkü hizmetçileri var. hizmetçiye ödenen maaş, bulaşık makinesi için yapılan masraftan daha ucuz. Hal böyle olunca kimse bulaşık makinesi almaya yanaşmıyor.

Buraya ilk geldiğim zaman kaldığım evde çamaşır makinesi vardı. Ama çamaşır makinesi kullanılmıyordu. Çünkü çok su harcıyormuş. Bir de elektrik süper pahalı, o suyu ısıtmak için de dünyanın elektriği. Bu yüzden her çarşamba-perşembe eve elde çamaşır yıkamak için birisi geliyordu. Pazartesi- Salı günü de ütü için geliyordu aynı kişi. Sonuçta ortaya çıkan fayda herkesi tatmin ediyor. Biz de kendimizi paralayalım işyerinde, 5 aylık hizmetçi maaşına çamaşır makinesi satmak için.

Uff,mutfak Cif reklamlarındaki kirli mutfaklara benziyor, aklıma unutamadığım Cif Likit Jel jingle'ı geliyor. Mutfak lavabosunun yanına gidip gelip, bu jingle'ı mırıldanıyorum. Ne gereksiz bir şey hatırlamak için değil mi?

Kahve taştı, ocak battı
Yemek pişti, fırın gitti
Çocuklar geldi, çamur girdi,
Yağlımı tezgah, bak bak bak bak (ya da vah vah vah vah)
Mutfağı kimse görmesin
Cif Likit Jel neredesin?
İşte geldim buradayım
Ben bu işte ustayım diye devam ediyor.

Temizlik olayını eğlenceli hale getirmek için neler yaparsınız? Vileda ile şarkı söylediniz mi mesela hiç? Ya da balerina cif şarkısı ile oradan oraya yerleri bir hevesle sildiniz mi? Ya da öğrenci iken, bulaşıklar o kadar çok olmuştur ki, ev arkadaşı ile ortak karar alıp tabakları çöpe attınız mı? Sonra da herşey 1 milyoncudan tabak aldınız mı?:)

Süper hamarat birisi olarak, işe koyuluyorum artık. Haydi bana baş baş..

8 comments:

Brajeshwari said...

Temizlik olayini eglenceli hale getirmek icin önce kendini unutman ve bunun yük oldugunu hatirlamaman gerekir.İşi büyüttükçe, iş daha da büyür.Ben güzel bir müzk koyarım.Dünyanın en eğlenceli işini yapıyormuşum gibi kendimi donanımlarım, sonra da işe girişirim.

Bİrşeyi yaparken, olmak haline bürünürüm.Aklımdan hiçbirşey geçmez.Herşey böyle düşünerek daha hızlı biter ve daha ince temizlik yapmış olurum..

kolay gelsin.

Array! said...

Sevgili Burcu,

Olaylara yaklaşımına bayılıyorum. Temizlik gibi insana "yük" olan bir şeyin olmak haline bürünmek..

Aklıma annem geldi, bu yaklaşımı onun herkesten daha önce bilmesi gerekiyor:)

babegazelle said...

demek filipinlerde bulaşık deterjanı yok çok ilginç yaw,insan neler öğreniyo bak hele :)

Array! said...

Selamlar babegazelle,
yanlış anlaşılmasın, olmayan şey bulaşık makinesi deterjanı :)

Ay BU KIZ said...

hahah.. bende hep temizlik ve türevi bi haltla uğraşacağım zaman cif likit jel şarkısını söylerim hep.. :) sanki pencereden içeri fiyuwww diye cif likit jelin bulaşık yıkamaktan kas yapmış elemanı girecekte.. hacı bi el atıver be şu bulaşıklara.. hadi beğğ hacı .. çekinemem yıkatırım valla.. ah bi gelse.. :)

Array! said...

evet, ah bir gelse.... ama gelmiyor işte kıl herif, en sonunda paşa paşa ben yıkıyorum hep.. :)

Anonymous said...

Demek ki duyduklarımız doğru. Hizmetçi olayı için diyorum, herşeyi yapacak insanlar var, o zaman makineye veya deterjana da gerek kalmaz tabii.
Ben de bulaşıkları makineye atarım bazen günde 2 posta çalıştırdığım olur. Yıkamak zorunda kalırsam da zevkle yaparım, o da bazen terapi gibi gelir bana. Tencereleri ovmak, ciflemek de rahatlatıyor insanı :)

Array! said...

Hizmetçi olayı ispanyol sömürge döneminden gelen bir gelenek. Öğrenci evlerinde bile hizmetçi var, ödenen miktar çok cüzi. Aylık 100 dolardan az bir meblağ. Bu meblağ Manila için hiç de fazla değil. Bunun karşılığında hizmetçiler o evlerde yaşıyorlar, orada yiyip içiyorlar. Bir de "yaya"sı (yani bakıcısı) olmuş herkesin küçükken.

Amerika ve Avrupa'da çocuk bakıcılığı ve hizmetçilik mesleklerini Filipinolar götürüyor. Ferhan Özpetel'in Cahil periler ve Hamam filmini izlersen o evlerdeki hizmetçilerin Filipinli olduklarını göreceksin. Dünya çapında ün yapmışlar yani :)