(Yukarıdaki resim, benim semtimin havaalanından görünüşü, palawan değil :) )
Evet, üzerinden çok zaman geçti ama Palawan anılarımı ileride de hatırlayabilmem adına, yazmak zorunda hissediyorum kendimi:)
Tatil planlarımı ilk yaparken, asıl amacım Singapur'a gitmek ve oradan Malezya'ya geçip Kuala Lumpur'da biraz vakit geçirmekti. Ancak zaten Manila'nın finans merkezinde çalıştığım ve yaşadığım için gökdelen görmekten fenalık gelmişti ve biraz doğa, deniz, plaj olaylarına girmek gerektiğini düşündüm. Ve çok da iyi yapmışım. Singapur'da alışveriş merkezi gezmekten çok daha ucuz ve keyifli oldu.
Cebu Pacific air, Filipinler'in ucuz havayolu şirketi. Kimi zaman gerçekten oldukça ucuz uçuşları olabiliyor. Manila'dan Puerto Princesa'ya uçuşumu satın aldım. Ancak gitmek istediğim yer Puerto Princesa değildi. Ben kuzeyde kalan "El Nido"'ya gitmek istiyordum. Fakat oraya gitmenin en ucuz yolu, önce Puerto Princesa'ya uçmak ve sonra otobüsle El Nido'ya geçmekti.
Manila Ninoy Aquino havaalanı'nın en yeni terminali olan Terminal 3'ten uçağım kalkacaktı. Gayet uygun bir vakitte havaalanına gittim. Ancak, Filipinler'de olduğumu unutmamam gerekiyor. Elbette bir gariplik olmak zorunda!!
İnanılmaz derecede uzun bir check-in kuyruğu vardı. Sıraya girdim, güzel güzel bekliyorum. Bir türlü ilerlemiyoruz. Check in gişelerinde ise enteresan bir hareketlilk var. İşlemleri yapanlar, yerlerini deli gibi terkediyorlar, koşarak bir yerlere gidiyorlar, birilerine kağıtlar veriyorlar, koşarak yerlerine geliyorlar filan. Benim uçuşuma 1 saatten az bir zaman kaldığı halde, ben check-in yaptıramamıştım.
Sonra ortaya elince megafon ile gezen bir adam çıktı, aramızda dolaşarak "Puerto Princesa" demeye başladı. Bizden bahsediyordu. O uçsuz bucaksız sıra birden kıpırdanmaya başladı sonra hep beraber en baştaki üç gişenin önünde toplaştık. Ama çok kalabalıktı. Sonra o megafonlu amca bizden e-biletlerin yazıcı çıktılarını topladı, topladığı tüm biletleri check-in'deki kızlara verdi. Bu arada ben gişelerden uzaktayım. olayı sadece gözleyip, hiç şaşırmamaya devam ediyorum.
Meğer, yaptığı şey şuymuş. Biletlerin hepsini topladı, check-in kızlarına verdi, sonra check-in kızları :-) herkesin işlemlerini yaptı. Daha sonra ellerinde biniş kartı olan kendini kaybetmiş check-in çalışanları yerlerinden bağıra bağıra isim okuyorlar. Tabi, havalanının o gürültüsünde, kim neyi duyacak. Onu bırakın, benim ismimi; daha korkuncu, 13 harfli ve içinde ğ,ı gibi hayatlarında görmedikleri harfleri içeren soyadımı nasıl okuyacaklar ki?? Görmeliydiniz, helak oldu zavallılar, yüzleri kızardı bağırmaktan :) Bir olay bu kadar karmaşık hale getirebilir mi? Her zaman bu uygulamayı yaptıklarını sanmıyorum ama bir kere bile böylesine bir kaos'u oluşturmaları ne kadar mazoşist olduklarını gösteriyor sanırım :-)
Bende bir şekilde biniş kartımı aldım, ve üzerinde yazan kapıya doğru gitmek için biniş salonuna geçtim. Tabi ki, binmemiz gereken kapıda başka bir uçak vardı :) Dikkatimi çeken başka bir şey ise, havalanının merkezi anons sistemi olmasına rağmen, bekleme salonun belli köşelerinde yerleştirilmiş, siyah uzun ayaklı hoparlörler ve yanında bir mikrofon. Ve tabi ki, abuk birşey olması gerekiyordu. Biniş kartlarını kontrol eden kızlarından birisi şu anonsu yaptı: Davao'ya gidecek uçak 35 dakika gecikmeli kalkacak". Davao'ya gidecek olan uçak ise, bizim binmemiz gereken kapıda bekliyor bu arada. Sonra anonsun devamı geldi. "Puerto Princesa uçağı da gecikecek, ancak ne kadar gecikir belli değil, kapısı da belli değil. Belli olsun anons ederiz". :)Gittim kahve filan içtim. 1 saatten fazla gecikme oldu. Ama kazasız belasız, hatta çok eğlenceli bir uçuşla Puerto Princesa'ya vardım!!
Puerto Princesa'ya vardığım zaman saat akşam 7 gibi birşeydi. Ertesi sabah 05:00'da otobüsle El Nido'ya geçecektim. Bu yüzden, şehirde gezip tozup, akşam gelip havaalanında uyurum diye düşünmüştüm ki, bunun ne kadar imkansız olduğunu varır varmaz anladım. Buyrun size varış terminali:
Havaalanında bir takım yenileme çalışmaları olduğu için, ortada bir varış terminali yoktu. Sadece bir çatı :) O yüzden kendime ucuz bir pansiyon aramaya başladım. 175 peso'ya kalacak ucuz bir yer buldum. 175 peso yaklaşım 3-4 dolar gibi bir fiyat ediyor. Hayatımda bu kadar iğrenç, korkunç bir yerde kaldığımı hatırlamıyorum. Bütün gece gözümü kırpmadım. Koridorda koşanlar, berbat bir idrar kokusu, önünden bile geçmek istemeyeceğiniz bir tuvalet vs. Ama sadece bir kaç saatliğine dayanmamam gerektiği için katlanmaya karar verdim.
Puerto Princesa fena bir yer değildi. Zaten El Nido dönüşünde 2 gece burada kalacaktım. Gece biraz yürüdüm. Sahilde Noel için düzenlenmiş bir alan vardı. Ancak çok yağmur yağdığı için, heryer çamur içindeydi. Orada birşeyler yedim, ve dans gösterilerini izledim. Dans gösterilerini yapan kişiler, orada yaşayan kişiler. Bilmem ne lisesinin öğrencileri, bilmem ne kursunun çalışanları filan. Gayet başarılı buldum. Noel olduğu için, herkesin yüzündeki mutluluk ifadesini anlatamam. O küçük sahil kasabasının bu derece güzel bir festivale sahip olmasını kıskandım.
Hikayenin gerisi ayrı bir post olmalı. Onu da şimdi yazacağım hemen :) Ama ayırmam gerekiyor. Çok ayrı bir dünya o!
Sevgiler,
Array, (Kadıköy,barın bir tanesinde bira içiyor, akşam bineceği trenin saatinin gelmesini bekliyor, zaten o yüzden arka arkaya post yazacak)
No comments:
Post a Comment