
Resmen travma yaşıyorum. Japonya'da olan olaylar beni çok etkiledi. Ne kadar uzakta olursa olsun kendimi onların arasında hissetmekten alıkoyamıyorum. BBC ve Guardian'daki videolarda insanların içinde bulunduğu çaresizliği izledikçe gözlerim doluyor. Çok çok yakın arkadaşım, sevgili Yoko şu anda Tokyo'da, iyiler. Ama şimdilik..
İnanın her sabah dehşet içinde açıyorum bilgisayarımı, nükleer santral ile ilgili olan korkularımdan ötürü. İngiltere, Fransa, Amerika ve Rusya vatandaşlarına çağrıda bulunmuş. Tokyo'dan ayrılın! Hayal edemiyorum ya... Santralde olabilecek büyük bir bir patlamanın yayacağı radyasyonun milyonlarca insanı geri dönülmez şekilde etkileyebilecek olmasına. Dünyanın belki de en renkli şehirlerden birisi, hayatın inanılmaz hızlı aktığı şehrin radyasyon ile kirleneceğine. Çok çok büyük bir olay değil mi? Ha tüm bunların yanında başbakanın nükleer felaketi tüpgaz patlaması ile bir tutmasını tiksinti ile izliyorum. Kimler bizi yönetiyor.
Bir de sabah sabah İstiklal'deki Demirören alışveriş merkezi ile ilgili şeyleri okudum. Of ki ne of. Umarım İstiklal'den geçen herkesin umumi tuvaleti olur orası. Gözünü para hırsı bürümüş, bunun dışında başka hiçbir şeyi düşünmeyen karaktersiz insansıklardan fenalık geldi artık. Canım çok sıkkın çok!
No comments:
Post a Comment