
Seks negatiflik (sex negativity'den bahsediyorum.-türkçe çevirisi bu olmayabilir, yanlış olarak kullandıysam üzgünüm) içinde yaşadığımız kültürel normların, dini değerlerin, geleneklerin, göreneklerin kısaca sosyal, kültürel ve politik hayatımızın en içine işlemiş durumda. Başka bir deyişle, seksten mümkün olduğunca kaçınılması, hakkında konuşulmaması, seksten açık şekilde bahseden kişilerin pek hoş olmayan sıfatlarla anılması, seksin belirli sınırlar çerçevesinde kabul edilir olması (evlilik, heteroseksüel ilişki ya da üreme amaçlı), seks ve onunla ilintili olan kavramların tabulaştırılması, sessizleştirilmesi gibi noktaları içeriyor bu kavramın tanımı.
Nereden esti de bu konu hakkında yazıyorum diye düşünebilirsiniz. Şöyle ki, yakın zamanda bir arkadaşımla bu konuyu tartıştık. Akademik anlamda bu aralar seks üzerine okuduğum için de bir kaç satır birşey yazmak istedim. Filmi izlememekle beraber (okuduğum basın bültenleri ve röportajlara dayanarak söylüyorum) verdiği mesajları son derece korkunç bulduğum İncir Ağacı filminde cinsel hayatları olmayan (ki niye yok o da garip bir durum...) bir çiftin hikayesi veriliyor. İşin içinden seks çıkarıldığı için de ilişkileri daha masum, daha saf ve temiz olarak lanse ediliyor. Gerçekten öyle mi? Seks olmadan iki kişinin bir arada olmasının olağanüstü bir aşk hikayesi olarak anlatılması bir yandan da seksin ne derece önemli olduğunu da vurguluyor diye düşünüyorum ben? Benim sorum şu. Sevdiğiniz kişi ile sevişmek ya da film izlemek hangisi daha duygusal? Film izlemek daha duygusal ise neden? Ya da sarılıp uyumakla, penetrasyon karşılaştırıldığına hangisi daha romantik duygular barındırıyor? Penetrasyon sadece bir takım arzuların tatmin edilmesi mi yoksa kişinin belki çok özelini bir başkasına açması mı?
Teşekkürlerimi sunuyorum efendim :)
sevgilerimle..
Not: sevişmek ve seks yapmak aynı anlamda kullanılmıştır
No comments:
Post a Comment